İklim Değişikliği ve COVID-19 Benzeri Salgın Hastalıklar

İklim Değişikliği ve COVID-19 Benzeri Salgın Hastalıklar

12
PAYLAŞ
İklim değişikliği ve COVID-19 benzeri salgın hastalıklar
İklim değişikliği ve COVID-19 benzeri salgın hastalıklar

Fosil yakıtların kullanımı sonucu iklimler hızla değişmektedir. Değişen iklim koşullarının farklı alanları etkilemesi ile doğanın işleyişinde düzensizlikler oluşmaktadır. Yerküre üzerindeki her mikro ve makro canlı bu durumu genlerine kadar hissetmektedir. İklim değişikliği ve salgın hastalıklar üzerine olan olumsuz etkileri ise insanoğlunu tarih boyu etkilemiş ve bu etkilerin gerekli önlemler alınmadıkça süreceği de kesindir. Son zamanlarda sıklıkla gündeme gelen Yeni Tip Koronavirüs Hastalığı (COVID-19)’da tarih boyunca görülen salgın hastalıklardan yalnızca biridir.

Doğada gözlenen olağan değişimlere ek olarak, atmosferimizin bileşimini bozan insan faaliyetleri sonucunda iklimde oluşan düzensizliklere iklim değişikliği denir. Küresel iklim değişikliği ise; insan etkinlikleriyle atmosfere salınan sera gazı birikimlerindeki hızlı artışın yerkürenin ortalama yüzey sıcaklıklarını arttırması sonucu iklimde oluşan değişiklikleri ifade etmektedir.

Sera gazı kavramı nedir?

Atmosferimiz sera gibi çalışmaktadır. Güneş ışınları yeryüzüne ulaştıktan sonra, yeryüzü gelen ışınların yarıya yakınını yansıtır. Sera gazı olarak da nitelendirilen metan, karbondioksit, ozon, su buharı, azot oksit gibi gazlar sayesinde atmosferimiz yansıyan güneş ışınlarının bir kısmını tekrar yeryüzüne gönderir. Sera gazları, yeryüzündeki ortalama sıcaklığı insanlar, hayvanlar ve bitkilerin hayatını sürdürmesine olanak sağlayacak bir ısı düzeyinde (15°C) tutar. Sera gazları olmasaydı, yeryüzünün ortalama sıcaklığı -18°C olurdu [1]. Sera gazlarının bu doğal sonucu sera gazı etkisi olarak adlandırılır.

Şekil 1. Sera etkisi.
Şekil 1. Sera etkisi.

Fosil yakıtların sera gazına etkisi nedir?

Sanayinin gelişmesi ile artan enerji ihtiyacını karşılamak için verimi yüksek fosil yakıtlar kullanılmaktadır. Bu nedenle, atmosfere salınan karbondioksit miktarı ve dünya sıcaklığı her geçen gün artış göstermektedir. Enerji kaynaklı sera gazı emisyonlarının %43’ü kömür, %36’sı petrol ve %20’si doğal gaz kaynaklıdır [2]. Fosil yakıt kullanımının sebep olduğu küresel sıcaklık değerlerinin, sera gazı emisyonları azaltılmadığı sürece artarak devam etmesi beklenmektedir. Bilim dünyasında, iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerini en aza indirmek için ortalama sıcaklıklardaki artışın azami 2°C ile sınırlanması gerektiği belirtilmektedir [3].

Atmosferde biriken sera gazı miktarı azaltılabilir mi?

Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılmasıyla birlikte fosil yakıtlarının yanmasından dolayı ortaya çıkan CO2 emisyonlarının ölçüsü olan karbon ayak izinin azaltılması, atmosferde biriken sera gazı emisyonlarını düşürmeye yardımcı olabilir. 2030 yılına kadar emisyon salınımının yarıya indirilmesi ile küresel sıcaklıktaki ortalama yükselişin 2°C’nin altında (1,5°C) tutulabileceği belirtilmiştir [3].

Şekil 2. Yıllara göre karbon emisyon ve sıcaklık anomalisi değişim grafiği [4].
Şekil 2. Yıllara göre karbon emisyon ve sıcaklık anomalisi değişim grafiği [4].

İklim ve sıcaklık anomalisi değişimlerinin insan sağlığına etkileri

Peki, ya artan karbondioksit miktarına destek vermeye ve seyirci kalmaya devam edersek, Yenilenebilir enerjiye yönelmek yerine çeşitli sebeplerden fosil yakıtları kullanmaya devam edersek bizleri neler bekliyor? Bu soruya tarih boyunca farklı dönemlerde, farklı şekillerde ortaya çıkmış ve COVID-19 gibi hala görülmeye devam eden salgın hastalıklar üzerinden cevap aramaya ne dersiniz?

Daha önce hiç iklim mültecilerini duydunuz mu?

İklim mültecisi terimi, iklim değişikliğinin meydana getirdiği sel, kuraklık ya da denizlerin yükselmesi gibi felaketler yüzünden evlerinden olan bireyleri kapsamaktadır. 

Aşırı yağışlarla oluşan sel sularının insan ve hayvan atıklarıyla temas edip insanların kullanım ve içme sularına karışması, kolera, tifo ve ishal gibi hastalıklarda artışların görülmesine neden olabilmektedir. Sel gibi felaketler yüzünden ortaya çıkabilecek bulaşıcı hastalıklar iklim mültecileri üzerinden göç ettikleri yeni yerlere yayılabilir. Bu durumda oluşabilecek felaketi düşünebiliyor musunuz? Gelin bu felaketlerin bulaşıcı hastalıklar üzerine etkilerini inceleyelim.

Küresel ısınmanın tetikleyicisi olan fosil yakıtların kullanımının devam etmesi sonucu kuraklık, seller, şiddetli kasırgalar gibi aşırı hava olaylarının sıklığının ve etkisinin artması, okyanus ve deniz suyu seviyelerinde yükselme, okyanusların asit oranlarında artış, buzulların erimesi gibi etkenlerin oluşması bizi nasıl etkiler? Bulaşıcı hastalıkları tetikleyen en önemli etkenler deniz seviyesine yakın yerlerde yeni bataklıkların ve durgun suların meydana gelmesidir. Yaşamlarının yumurta, larva ve pupa evrelerini su, ergin evresini ise karada geçiren sivrisinekler, bataklıklar gibi durgun suyun olduğu her yerde gelişebilen canlılardır. Bu canlılar Dang humması, Sıtma, Zika ateşi ve Batı Nil ateşi gibi hastalıklara neden olarak dünyanın pek çok bölgesinde önemli salgınlara sebep olmuş ve olmaya da devam etmektedirler.

Şekil 3. Salgın hastalıkların verdiği zararlar.
Şekil 3. Salgın hastalıkların verdiği zararlar.

Fosil yakıtların kullanımının bir diğer etkisi ise, artan sıcaklıklar sonucu okyanus ve denizlerden daha fazla suyun buharlaşmasına sebep olmalarıdır. Bu da yağışların artmasına neden olur, nitekim olmuştur. El Nino olayları, önceki yüz yıllık periyotla karşılaştırıldığında son 20-30 yıllık süreçte daha sık, uzun süreli ve şiddetli görülmeye başlanmıştır (Şekil 4 ve Şekil 5).

El Nino olayı nedir ve neden bu kadar önemlidir?

Şekil 4. 1997 (sol) ve 2015 (sağ) yıllarında görülen El Nino olayları.
Şekil 4. 1997 (sol) ve 2015 (sağ) yıllarında görülen El Nino olayları.

Şekil 4’te El Nino olayının etkisini geçen yıllarla birlikte arttığını net bir şekilde görebiliyoruz. Sol tarafta TOPEX/Poseidon uydularından alınan 1997’ye ait El Nino olayının etkisi görülmektedir. Sol altta yer alan 4 evre ise yayılımın Ocak, Mart, Mayıs ve Temmuz aylarına göre değişimini göstermektedir. Sağ taraf ise 2015 yılının aynı aylarında görülen El Nino olayının Jason-2 uydusundan alınan verilerini göstermektedir. İki şekil kıyaslandığı zaman aradan geçen yıllarda fosil yakıt kullanımının verdiği zarar anomalinin yayılma alanı üzerinden net olarak görülmektedir.

Şekil 5. Yıllara göre küresel yüzey sıcaklık sapınç değerleri ve El Nino dönemleri ile ilişkisi [4].
Şekil 5. Yıllara göre küresel yüzey sıcaklık sapınç değerleri ve El Nino dönemleri ile ilişkisi [4].
Şekil 5’in üzerinde biraz duralım. İkinci Dünya Savaşı’nın olduğu 1939-1945 tarihleri arasında sapınç değişimi grafiğinin büyük bir pik yaptığını görüyoruz. Takip eden 1980 yılına kadar sıcaklığı arttıran benzer bir artış verisiyle karşılaşmıyoruz. 1951-1980 aralığında ise yıl bazında sıcaklık sapınç değerlerinin değişiklik gösterdiğini ama ortalama sıcaklık değerinde bir değişimin olmadığını görüyoruz. 1980 yılından itibaren ise sapınç değerlerinin büyük bir artışa geçtiğini, hatta artık ortalama sıcaklıkların da arttığını gözlemliyoruz. El Nino dönemlerinin görüldüğü yıllarda ise sıcaklıkların yakın yıllarına göre pik yaptığını gözlemliyor ve El Nino dönemlerinin sıcaklık sapınç değerlerini arttırdığı sonucuna ulaşıyoruz.

El Nino Olayı nasıl gerçekleşir?

Şimdi Pasifik Okyanusu’na gidelim. öncelikle Walker Dolaşımından bahsederek tropikal Doğu ve Batı Pasifik arasındaki hava akımı döngüsünü inceleyelim. Güneş batıda Endonezya ve Avustralya yakınlarındaki suların üst kısmını ısıttıkça, ısınan sıcak ve nemli hava atmosfere yükselir ve suyun yüzeyine yakın bir alçak basınç sisteminin oluşmasına neden olur. Yükselen havanın soğuyup nemini kaybetmesi ile de bölgede yağışlar görülür. Nemini kaybeden kuru hava ise atmosferin daha üst kısımlarındaki rüzgârlar tarafından doğuya götürülürken, izlediği yol boyunca serinler ve ağırlaşır. Peru ve Ekvador’a ulaşırken de alçalmaya başlar. Bu durum, okyanus yüzeyine yakın bir yüksek basınç sistemi oluşmasına neden olur. Alçaklarda, alize rüzgârları olarak bilinen hava akımları da batıya, Endonezya’ya doğru geri yönde hareket eder. böylece döngü tamamlanır.

Alize rüzgarları birkaç yılda bir diner ve hatta kaybolurlar. Bu rüzgârlar hızını kaybettikçe, Endonezya yakınında toplanan sıcak su doğuya doğru sürüklenir, böylece Peru ve doğudaki başka yerlerde deniz yüzeyinin ısısı artar. Pasifik’in tropikal doğu bölümünün ısınması, Walker Dolaşımını zayıflatır ve hareket eden, çok yağışlı bölgenin Orta ve Doğu tropikal Pasifik’e taşınmasına neden olur. Bu olaydan Pasifik’in tüm ekvator bölgesindeki hava sistemleri etkilenir.

Peki Alize rüzgârlarının faydası nedir? 

Rüzgarlar okyanusun üst kısmındaki sıcak suyu beraberlerinde Batı Pasifik’e sürüklerler. böylece, deniz seviyesi yükselir ve ısınır. Doğu Pasifik’te, alttan üste çıkan besin dolu daha soğuk sular deniz yaşamının gelişmesini sağlar. Bu yüzden El Niño’nun olmadığı yıllarda deniz yüzeyi Doğu Pasifik’te Batı Pasifik’ten daha serindir. 

Alize Rüzgarlarının dinmesi veya azalması sonucu görülen El Nino dönemlerinde ise deniz suyunun sıcak olan ve rüzgar olmadığı için taşınamayan üst kısmı alttaki besin dolu serin suların yüzeye çıkmasını engeller. Ve birçok hayvanın yiyecek aramak için göç etmesine sebep olur. Bundan dolayı El Nino’nun etkileri geniş bir coğrafyada hissedilir. El Nino zamanında aşırı yağışlar ve uzun süren kuraklıklar yaşanabilmektedir.

Şekil 6. El Nino olayının gerçekleşme haritası.
Şekil 6. El Nino olayının gerçekleşme haritası.

El Nino olayının salgın hastalıklar üzerine etkileri

Öncelikle aşırı yağışları ele alalım. Yağışlar sonucu oluşan durgun sularda hastalık taşıyıcılar hızla üreyip gelişir ve çoğalırlar. Bu yağışların görüldüğü bölgelerde bulaşıcı hastalık yayan bazı sivrisinekler için yaşam alanları oluşur. Artan sıcaklıklar bu taşıyıcıların çoğalma sürelerinin kısalmasına yol açar. El Nino döneminde yaşanan aşırı yağışlar ve kuraklıklar nedeniyle yayılma imkanı bulan bazı sivrisinek türleri, etkili oldukları bu bölgelerde sıtma, dang humması, lyme, sarı ateş, zika gibi hastalıklara sebep olmaktadır. Kirlenen sularda ise kemirgen popülasyonu hızla artışa geçmektedir. Bu kemirgenler de taşıyıcı olarak hantavirüs, lestospiroz ve veba gibi bulaşıcı hastalıkların yayılmasına aracılık edebilmektedir [5].

Çizelge 1. İklim olayları ve etkileri.

İklim Olayı Olayın Etki Türü Olayın Derecesi Sağlığa Potansiyel Etkileri
Aşırı Yağışlar Meteorolojik Aşırı iklim olayı Sivrisinek popülasyonunda artış
Seller Hidrolojik Nehir ve barajların taşması ve ekinlerin zarar görmesi Yüzey sularının kirlenmesi veya suların dışkı ya da idrarla teması nedeniyle sivrisinek popülasyonunda artış
Seller Sosyal Nehir ve barajların taşması ve ekinlerin zarar görmesi Solunum yolu hastalıkları ve ishal vakaları sebebiyle ölümlerde artış
Seller Yıkıcı etki 10’dan fazla kişinin ölmesi
Seller Felaket +200 kişinin etkilenmesi ve dış yardıma ihtiyaç duyması
Kuraklık Yıkıcı etki Milyonlar insanın ölmesi Temizlenmeden kullanıma sokulan yağmur suları sonucu enfeksiyon

 

Çizelge 2. İklim değişikliğinin bazı hastalıklar üzerine etkileri [6].

Hastalık Adı Nedenleri 
Norovirüs Viral besin kaynaklı hastalıklara yol açar.  İklim değişikliği çalışmaları yağışlarda artışı vurguladığı için bu etkenin ve neden olduğu hastalıkların sıklığında artış tahmin edilmektedir.
Dermatit, konjonktivit, alt ve üst solunum yolu enfeksiyonu Kirlenmiş sular mevcut diğer enfeksiyonları ve yaraların enfekte olmasını arttırmaktadır.
İnfluenza ve rinovirüs Solunum yolu hastalıklarına yol açan etkenlerle yüksek sıcaklık ve nem arasında ilişki bilinmektedir.
Alerjenler Sıcak ve soğuk hava dalgaları, hava kirliliği ve yağış değişimleri polen mevsimlerini değiştirmekte, alerjilerin süresi, sıklığı ve etkileri artmaktadır.
Tüberküloz ve respiratuar sinsityal virus Gıda ve su kıtlığı sonucu artan insan hareketliliği, iklim değişikliği nedeniyle oluşan göçler gibi nedenlerle enfeksiyonlarda artış ve süreklilik görülmektedir.

İklim değişikliğinin hastalıklar açısından oluşturduğu riskler

Peki, iklim değişikliği hastalıklar açısından ne derecede risk oluşturabilir? İnsanlar ilk zamanlar sıtmanın, bataklıklardan yayılan zehirli gazlardan dolayı oluştuğunu sanıyorlardı ve evlerinin kapılarını kapatırlarsa bu hastalığa yakalanmayacaklarına inanıyorlardı. Aslında bu hastalıkla ilk karşılaşan insanlar çok da yanılmamıştır. Bu hastalık bataklıklarda yaşayan sivrisineklerden insanlara geçmektedir. Bataklıkların sayısı arttıkça yayılımın artmayacağına -özellikle hala sıtmadan her yıl 1,5-2 milyona yakın kişi hayatını kaybederken- güvence veremeyiz [7]. Günümüzde bataklıktan yayılan bu gazın metan olduğunu bilmekteyiz. Metan karbondioksitin 20 katı kadar ısı tutabilmekte ve atmosferde gün geçtikçe birikmektedir. Günümüzde atmosferdeki metan oranı ise fosil yakıtların kullanımının etkisiyle 18. yüzyıldakinin 2,5 katına ulaşmış durumdadır [8].

Buradan enerjiye tekrar dönelim ve yenilenebilir enerjinin önemini bir kez daha kavrayalım;

1991 ve 1992’de atmosferik metan artışının durduğu gözlenmiştir. Bu duraklamanın sebebi olarak da Rusya’daki doğal gaz sistemlerinde sızıntıların kontrol altına alınması gösterilmiştir [9]. Bu olaydan da görüldüğü üzere günümüzde doğal gaz, kömür ve petrol gibi fosil yakıtlar yerine yenilenebilir enerjilere yönelmekle birlikte, atmosferdeki metan artışının önüne geçilebilir.

Vebada ise durum çok daha yıkıcı olmuştur. Sadece 14. yüzyılda vebadan dolayı 200 milyon insan hayatını kaybetmiştir. Veba, Yersinia Pestis (Şekil 7) adlı bakteri türünün vahşi kemirgenler aracılığıyla insanlara taşınması sonucu ortaya çıkmaktadır. Kirlenen sular ise bu kemirgenlerin popülasyonunu büyük oranda arttırmaktadır. Elbette ki günümüzde modern antibiyotikler ve aşılarla bu hastalık tedavi edilebilmektedir ancak Asya ve Afrika kıtalarının kırsal kesimlerinde hala etkisini göstermektedir.

Şekil 7. Vebaya sebep olan Yersinia Pestis bakterisi.
Şekil 7. Vebaya sebep olan Yersinia Pestis bakterisi.

Ayrıca artan sıcaklıklarla birlikte bazı hayvanlar zamanla kutuplara ve yüksek rakımlara doğru göç edeceklerdir. Ancak, bu göç yollarını tıkayan kentler ya da tarım arazileriyle karşılaşan hayvanlar, insanların yoğun yaşadığı bu bölgelere taşıyıcı olarak çeşitli bulaşıcı hastalıklar götürecektir.

Tarih boyunca hayvanlardan insanlara geçen, bulaşıcı ve hatta ölümcül olan bir çok salgın hastalık görülmüştür;

Yakın tarihte develerden ve yarasalardan geçtiği düşünülen MERS salgını, yine taşıyıcı domuzlardan geçebilen Domuz Gribi, sıcak ve kurak alanları seven ve küresel ısınma ile dünya yüzeyinde geniş bir alana yayılan kenelerden geçen Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi, hasta veya ölü kuşlardan geçen Kuş Gribi, dünyanın en büyük salgını olarak bilinen İspanyol Gribi ve son olarak yarasalardan geçtiği düşünülen Yeni Koronavirüs (COVID19) bu hastalıklara örnektir. Şu an dünyada en çok konuşulan ve başa çıkılamayan COVID-19, bu  salgın hastalıkların başında gelmekte ve etkileri her geçen gün artmaktadır. Bu salgınların tarih boyunca oluşmasının sebebi elbette ki yalnızca fosil yakıtların kullanımı değildir. Ancak daha önce de belirtmiş olduğumuz gibi fosil yakıt kullanımından kaynaklı küresel ısınma gibi bir çok sebep, var olan bulaşıcı hastalıkların yayılmasında, henüz görülmeyenlerin ise ortaya çıkmasında çok büyük risk teşkil etmektedir. 

Güncel bir problem: Yeni Tip Koronavirüs COVID-19 Salgını

Dünya üzerinde iklim değişikliğinin de etkisiyle şimdiye kadar görülmüş olan bir çok salgın hastalıktan ve etkilerinden bahsedildi. Yaşadığımız bugünlerde veba gibi artık tedavisi bulunmuş salgın hastalıkların (yıkıcı etkileriyle yüzleşmemekteyiz. Ancak bu durumun aksine yeni bir salgınla mücadele etmekteyiz. 2019 yılının Aralık ayında ilk kez Çin’de ortaya çıkan COVID-19, yani Yeni Koronavirüs salgını kısa bir süre içinde tüm Dünya üzerinde yayılım göstererek hepimizin etkilerini yaşadığı ciddi bir salgın haline gelmiştir.

Fosil yakıtların -veya yenilenebilir enerjiye yönelmemenin- ortaya çıkardığı iklim değişikliği, değişen iklimin de tetiklediği salgın hastalıklar üzerine bir yolculuk yaptık. Şimdi bu rotayı COVID-19 için tersten çizelim ve salgın hastalıkların yenilenebilir enerjiye geçişi nasıl etkilediğini inceleyelim.

Koronavirüs yenilenebilir enerjiye geçişi nasıl etkiliyor?

Şekil 8. Yeni Koronavirüs (COVID-19).
Şekil 8. Yeni Koronavirüs (COVID-19).

Dünya Ekonomik Forumu (WEF), her yıl ülke ekonomilerinin ve dünyanın temiz enerjiye geçişe uygunluğunu ölçen raporlar yayınlamaktadır.  Enerji Geçiş Endeksi 2020 Raporu’nda, COVID-19 (Şekil 8) salgınının yenilenebilir enerji üzerine olası etkilerine de değinildi. Rapor, Dünyanın enerji geçişinde son beş yılda Paris Anlaşmasında belirlenene göre yavaş ama istikrarlı bir ilerleme kaydettiğini, ancak bu zor kazanılan ivmenin, devam eden koronavirüs salgınının ekonomik ve sosyal zararlara neden olmayı sürdürdüğü için artık kaybolma riskiyle karşı karşıya olduğunu belirtmektedir. Bu salgının uzun vadeli sonuçları üzerindeki belirsizliğinin de devam ettiği ifade edilmiştir [10].

Şimdi, raporun COVID-19’un yenilenebilir enerji piyasalarına olası etkilerine değindiği maddeleri detaylı olarak inceleyelim;

1- Gecikmeli veya durdurulmuş yatırımlar ve projeler

Pandeminin önüne geçmek amacıyla bir çok önlem alınmıştır. Bu önlemler sebebiyle enerji üretim tesislerinde devam eden inşaatlar durma noktasına gelmiştir. Örneğin; Uluslararası Güneş Enerjisi Topluluğu Türkiye Bölümü (GÜNDER);

“Bu alanda kullanılan malzemelerin önemli bir kısmının tedariği Çin’den sağlanmakta; ancak Çin’de COVID-19 salgını sonucunda alınan önlemler çerçevesinde kısıtlanan tedarik zinciri nedeniyle lojistik problemler yaşanmaktadır.” 

Şeklinde bir açıklama yaparak gereken malzemelerin tedarikinde yaşanan problemlere değinmiştir [11]. 

Bunun yanı sıra gerek devletlerin, gerekse özel şirketlerin işgücü kısıtlamaları, kamu ve özel bütçeler üzerindeki baskılar gibi faktörler de yatırımlarda düşüşlere veya projelerde süre uzatımlarına sebep olmuştur. Örneğin; Biyogaz Yatırımlarını Geliştirme Derneği (BİYOGAZDER), şu anda toplam yatırım tutarları 1,2 milyar ABD doları olan projelerin, salgının yarattığı aksamalar nedeniyle mevcut yatırım desteklerinden yararlanmak için 31/10/2020 tarihine kadar kabul başvurusu yapamayacağı açıklamasında bulunmuştur [12].

2- Enerji sektörü istihdam beklentileri üzerindeki belirsizlikler

COVID-19 salgınının sosyal hayatı durma noktasına getirmesi ve enerjiye olan talebin azalması ile birlikte milyonlarca enerji sektörü çalışanının da istihdam beklentileri üzerinde belirsizlikler oluşturmuştur. Yine Enerji Geçiş Endeksi 2020 Raporunda belirtilene göre, küresel enerji talebi neredeyse üçte biri oranında azalmıştır. Petrol fiyatlarında görülen dalgalanmalar da enerji talebinin azalmasının bir sonucudur.

Görüldüğü gibi yenilenebilir enerjiye yönelmemek salgın riskini arttırdığı gibi, salgınlar da yenilenebilir enerjiye yönelmenin önünde bir engel oluşturmaktadır. COVID-19 gibi salgınlar yenilenebilir enerjiye geçişi nasıl etkiler? sorumuza da cevap bulduğumuza göre, şimdi salgın hastalıklardan kurtulmak için ne yapmak gerekiyor? sorumuza cevap arayalım.

Koronavirüs gibi salgın hastalıklardan kurtulmak için ne yapmak gerekiyor?

Kelebek etkisini bilirsiniz, küçük bir etken çok büyük olaylara davetiye çıkarabilir. En basit örnekle fosil yakıtların kullanımı atmosferdeki sera gazlarını arttırır, dünya daha fazla ısınır, bu ısınma aşırı hava koşulları çölleşme, kuraklık ve arazi tahribatı gibi çevre sorunlarına neden olur. Bu sorunlar neticesinde canlıların yaşam alanı tahrip olur. Yaşam alanı bozulan ve bakteri taşıyan hayvanların insanlarla etkileşimiyle ise bulaşıcı hastalıklar ve ardından yeni salgınlar görülür. Fosil yakıtların kullanılması sonucu artan sera gazları ise bu etkiyi arttırmaya devam etmektedir.

Peki biz bu ve buna benzer binlerce zinciri nasıl kırabiliriz?

Dünyanın en riskli ve tehlikeli sera gazı sayılan metan gazının atmosferde kalış süresi yaklaşık olarak 10 yıldır. Bahsettiğimiz Rusya örneğinde fosil yakıtların atmosferde ortaya çıkardığı zarara değinmiştik. Biyogazı doğal gaz,  biyodizel ve biyobenzini petrol, güneş veya rüzgar enerjisini ise kömürün alternatifi olarak kullanarak yenilenebilir enerji alternatiflerine yönelmek metan gazı başta olmak üzere atmosferdeki sera gazı artışının önünü keserek küresel ısınmanın ve beraberinde getireceği salgın hastalıkların önüne geçebilir. Hayatın akışından bir an olsun sıyrılıp düşünelim, küresel ısınmanın önüne geçmek için üstümüze düşen önlemleri alıyor muyuz?

Erhan BAŞTÜRK

KAYNAKLAR

  1. Ma, Qiancheng. Greenhouse Gases: Refining the Role of Carbon Dioxide. National Aeronautics and Space Administration. [Çevrimiçi] 1998. https://www.giss.nasa.gov/research/briefs/ma_01/.
  2. Bruckner, Thomas, Bashmakov, Igor Alexeyevich ve Mulugetta, Yacob. New developments in emission trends and drivers. Energy Systems. s.l. : IEA, 2012.
  3. Global warming of 1.5°C. Masson-Delmotte, Valérie, et al. 2018, IPCC.
  4. Global Temperature in 2016. Hansen, James, et al. 2017, Columbia.
  5. El Nino Döneminde Yaşanan Ekstrem Hava Olaylarının Bulaşıcı Hastalıklar Üzerindeki   Etkileri. Akalın, Mehmet. 2012, Ankara Üniversitesi Çevrebilimleri Dergisi.
  6. İklim Değişikliğinin İnsan Sağlığına Etkileri. Evci Kiraz, Emine Didem. 2019, Weglobal.
  7. Worldometers. 2020. https://www.worldometers.info/tr/.
  8. Enerji Kullanımının Küresel Isınmaya Etkisi Ve Önleyici Politikalar. Bayraç, H. Naci. 2010, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi.
  9. Küresel Isınma ve İklim Değişikliği. Aksay, Cemal Seçkin, Ketenoğlu, Osman ve Kurt, Latif. 2005, Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi Fen Dergisi .
  10. World Economic Forum Fostering Effective Energy Transition 2020 edition [Rapor]. – Switzerland : World Economic Forum, 2020.
  11. Kutay Kaleli. Günder’den Korona Virüs Salgını Açıklaması. GÜNDER. [Çevrimiçi] 18 Mart 2020. https://www.gunder.org.tr/gunderden-korona-virus-salgini-aciklamasi/.
  12. Enerji ve Çevre. (2020). Enerji Derneklerinden Korona Virüs Çağrısı. Enerji ve Çevre Dünyası Dergisi 157 (157), 20-22.
  13. Vector-Borne Diseases: New Threats Triggered by Climate Change and Globalization (Vektörlerle Bulaşan Hastalıklar: İklim Değişikliği ve Küreselleşmenin Tetiklediği Yeni Tehdit). Taştan, Rüştü. 2019. 2.Uluslararası Marmara Fen ve Sosyal Bilimler Kongresi.
  14. İklim Değişikliğinin Sivrisinek Kaynaklı Hastalıklar Üzerine Etkisi. Polat, Yeşim, Çetin, Hüseyin ve Yanıkoğlu, Atila. 2017, Anadolu Üniversitesi Bilim ve Teknoloji Dergisi.

12 YORUMLAR

  1. Müthiş işlenmiş bir konu. Yılların verdiği ustalıkla ele alınmış gibi, ellerine sağlık Erhan. Başarılarının devam etmesini niyaz ediyoruz.

  2. İklim değişikliğinin sonuçları üzerine güzel ve dikkat çekici bir yazı olmuş , yazara bu bilgilendirici içerik için teşekkür eder başarılarının devamını dilerim.

BİR CEVAP BIRAK

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.