2017 Uluslararası Jeotermal Görünümü

2017 Uluslararası Jeotermal Görünümü

0
PAYLAŞ

2017 Uluslararası Jeotermal Görünümü

Jeotermale daha fazla yöneliyoruz…

Genel olarak, The Global Energy Assessment (GEA) analizine göre 2017 Uluslararası Jeotermal görünümü olumlu ve daha fazla yöneliyoruz. Jeotermal, gelecekte jeotermal kaynakları bakımından zengin olan Endonezya, Filipinler ve Kenya gibi ülkelerde hızlı bir büyüme ile uluslararası alanda sıçrama ve sınırlarında da büyümeye hazırlanıyor. JICA ve IADB gibi yatırım bankalarını içeren başlıca oyuncular, ulusal enerji portföylerini çeşitlendirmek ve önümüzdeki yıllarda CO2‘nin küresel çıktısını önemli ölçüde düşürmek ve Paris İklim Anlaşması hedeflerini gerçekleştirmek üzere Şili gibi jeotermal enerji kullanılmayan ülkelerle bir araya geliyor. Önümüzdeki yıllarda diğer yeşil ülkeler gibi Kenya ve Endonezya jeotermal gelişim hedeflerini belirleyerek elektriklerinin büyük bir bölümünü yeşil enerjiden sağlayacaklar.

Şekil 1. Ocak-Ağustos 2016 uluslararası jeotermal kapasite değerleri [1].
Uluslararası pazarda önemli gelişmeler

2016 Mart ve Eylül ayları arasında, 23 ülke çapında 44 yeni jeotermal enerji projesi geliştirmeye başlanmış ve 1562,5 MW kapasitesine ulaşılmıştır [4].

  • Domo de San WA Pedro Jeotermal alanının 3. ünitesi Nisan 2016’nın sonlarında devreye girerek 25,5 MW elektrik enerjisi sağlandı. Meksika’nın ilk özel jeotermal alanıdır ve Nayarit eyaletinde yer almaktadır.
Şekil 2. Domo de San WA Pedro Jeotermal alanı.

Hırvatistan’daki ilk jeotermal fabrikası Mayıs 2017’de işletmeye alınması bekleniyor. Kapasite 10 MW olarak planlandı.

Şekil 3. Velika Ciglena Jeotermal işletmesinin planı.
  • İran’ın Meshkin Şahr’daki 5 MW pilot jeotermal tesisinin 2020’nin ilk yarısında işletmeye alınması bekleniyor.
  • Tawau’da Malezyanın ilk jeotermal tesisi olan Apas Kiri Haziran 2018’e kadar işletmeye alınması bekleniyor. 138 milyon dolar yatırım yapılacak. Planlanan kapasitenin 30 MW olması bekleniyor.
Şekil 4. Apas Kiri santrali sondaj çalışmaları.
  • Tayvan’ın Sanxing şehrindeki jeotermal gelişim projesi için, Ağustos 2016’da keşif amaçlı sondaj çalışması başladı. Tamamlanması yaklaşık altı ay sürecek.
Şekil 5.  Sanxig kasabasında kurulacak santralin alanı.
  • Karayip Dominika adası, ülkenin ilk jeotermal enerji santralini kurmak için Yeni Zelanda ile ortaklık kurarak kalkınma planlarını hızlandırıyor.
  • İzlanda ve İngiltere arasında ulusal şebeke bağlantısı olacak 1000 km’lik bir IceLink denizaltı HVDC güç kablosu şu anda planlama aşamasında. Kablo inşa edilirse İzlanda’nın 2035 yılına kadar 954 MW’lık taleplerini karşılamak için yeni hidrotermal ve jeotermal tesislere ihtiyaç duyacaktır.
  • Hindistan Hükümeti önümüzdeki yıllar için Resmi Hint jeotermal enerji geliştirme çerçevesinin yeni taslağını 1.000 MW’lık olan değeri 2030’da 10.000 MW’ı bulacak şekilde hazırladı.
  • Çin, jeotermal enerjiden 530 MW elektrik enerjisi hedefleyerek önümüzdeki dört yıl içinde jeotermal üretimini üç katına çıkarmayı amaçladı.
  • Endonezya Hükümeti, jeotermal gelişimin hızlandırılması için sabit fiyatlı tarifede bulunmaya hazırlanıyor. Enerji ve Mineral Kaynakları Bakanlığı, jeotermal izin verme süresini, diğer alanlarda yürürlükte olan üç saate indirmeyi de deniyor.
Küresel büyüme ve beklenen kapasitesi

2016 Mart ve Eylül ayları arasında toplam 44 yeni jeotermal enerji projesi, 23 ülke çapında geliştirilmeye başlamış ve 1562,5 MW kapasite yükselişi ile dünya çapında kapasite ve proje sayısı olarak önemli bir artış meydana gelmiştir. Geçtiğimiz altı aydaki bu büyüme oranı, önceki iki yılda kaydedilen yıllık gelişmeleri aşıyor ve uluslararası jeotermal gelişim oranlarının ikiye katlanmasıyla daha da arttığını gösteriyor. Büyüme bu hızla devam ederse, dünya jeotermal enerji üretimi günümüzde 13,8 GW’dan 2021’de 23 GW’a çıkacaktır [4].

Şekil 6. Dünya jeotermal enerji üretimi.

Uluslararası gelişmekte olan jeotermal güç kapasitesi, Şekil 6’da gösterildiği gibi 2016’nın ilk sekiz ayında sabit bir şekilde büyüdü. Bu projeler sadece son aylarda açıklandı ve gelişimin erken aşamalarında ve önümüzdeki aylarda daha fazla kapasite keşfedilmesi potansiyeline sahipler [2].

Orta Amerika’da, Karayipler’de, Güneydoğu Asya’da ve Güney Pasifik’te gelişmekte olan ülkeler jeotermal gelişimlerini cazip mali teşvikler ve jeotermale özgü mevzuatla hızlandırıyor. Hırvatistan, İran ve Malezya gibi yeni ülkeler, önümüzdeki beş yıl boyunca jeotermal pazara pilot projelerle giriyor. Bu ülkeler, şebekelerine jeotermal güç eklemenin sınırlı enerji kaynaklarına olan bağımlılığını azaltabilir, gelecekteki ekonomik ve jeopolitik belirsizlikleri azaltabilir ve çevrelerinin ve içinde yaşayan insanların genel sağlıklarına faydalı olabilir.

Şekil 7. Kıtaların jeotermal kurulu gücü ve eklenecek kapasite değerleri.

Jeotermal enerjiye yatırım yapmanın sayısız avantajlarından faydalanan sadece sanayileşen uluslar değildir. Fransa, çok yıllık enerji planlarındaki 2023 yılına kadar 53 MW’lık bir yatırım planlayarak jeotermal pazarında etkin olmayı hedefliyor. İzlanda ve İngiltere arasındaki enerji ticaretinin hızlanması için bir denizaltı elektrik kablosu projesi fizibilite aşamasında. Kablo projesi ilerlerse, artan talebi karşılamak için önümüzdeki yirmi yıl boyunca İzlanda’da yaklaşık 1 GW’lık yeni jeotermal tesislere ihtiyaç duyulacağı tahmin edilmektedir. Birçok gelişmiş ülke, jeotermal enerjinin diğer yenilenebilir kaynaklar tarafından bırakılan boşlukları kapatmak için temel bir güç kaynağı olduğunun farkındalar. Jeotermal enerji üretimi, ülkelerin karbon emisyonlarını azaltma isteği ve COP21 Paris İklim Anlaşması uyarınca sözlerini yerine getirmeleri için daha da önem kazanacak. Mevcut bilgi ve teknolojiye dayanarak, küresel olarak 200 GW’den fazla jeotermal potansiyel mevcut ama şu anda toplam dünya jeotermal gücünün sadece % 6-7’si kullanılıyor. Şekil 2’de her bir dünya bölgesi için bilinen kurulu (işletim) kapasitesinin yanı sıra, Mart ve Eylül 2016 yılları arasında ilan edilen projeler için potansiyel kapasite eklemelerini göstermektedir [4].

Genel olarak, Marttan bu yana % 83 ile en yüksek artış Avrupa’dadır. Bu büyük ölçüde İzlanda’daki 8 yeni projenin açıklanmasından kaynaklanıyor. Merkez ve Güney Amerika ile Karayipler, 2016’nın başlarından bu yana kapasite gelişiminde% 82,5’lik bir artış ile ikinci sırada geldi [4].

Son olarak, Ocak 2017 en güncel verilere göre küresel olarak kurulu jeotermal gücü en yüksek ilk 10 ülkenin değerleri aşağıdaki gibidir.

Şekil 8. İlk 10 ülkenin jeotermal enerji üretim kapasiteleri, Ocak 2017 [5].
ABD’de jeotermal

ABD’de 2016 yılı sonunda jeotermal vergi kredisinin süresinin dolmasıyla kalkınma yavaşladı ve enerji tahvilleri 2016 yılı sonunda kongre oturumunda çakıldı. Bunu beklenmedik bir şekilde Trump’ın Başkan seçilmesi izledi. Yenilenebilir enerji sektöründeki birçok kişi, Trump’ın Paris İklim Anlaşması’ndan geri çekilmesi ve Obama’nın Temiz Enerji Planı’nı iptal etmesiyle sarsıldı.

Birçok jeotermal şirketi aynı zamanda fosil yakıt endüstrisinin bir parçası olduklarından, petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki sert düşüş ile para kaybetmeye devam ediyor. Amerika’da bir jeotermal fabrikasını tamamen çevrimiçi hale getirmek ortalama 5-7 yıl alır, 1-2 yıl pahalı keşif ile üretilse çoğu zaman üretim hataları ile sonuçlanır. Bilinen bir gerçek, federal arazideki jeotermal santralleri, yerel ekonomiyi desteklemek için vergi ödemektedir ve ulusal düzeyde aynı şeyi güneş ve rüzgar çiftlikleri için yapmak zorundadır. Eyalet ve yerel yönetimler, vergi kredileri, izin süresi açısından Salton Sea kalkınma sürecinde görülen jeotermal gelişimin avantajlarını görerek hareket ederlerse jeotermal enerji ABD enerji endüstrisinde önemli bir oyuncu olabilir.

Washington’un yeni siyasi ikliminde görülebilecek husus, ABD’nin jeotermal tesislere izin verme sürecinin ağır bürokratik formalite ve federal araziler üzerindeki kısıtlamalardan kurtulamayacağı yönünde. Başkan Trump federal topraklarda kömürün gelişimini destekliyor. Petrol ve gaz endüstrilerinin arama süreci ile jeotermal arasındaki benzerlikleri göz önüne alındığında belki de bu, Trump’ın jeotermal gelişimi engelleyen düzenlemeleri gevşeteceği ve böylece izin sürecini kolaylaştıracağı anlamına da gelebilir. Bu, jeotermal projeler için gerçek bir destek te olabilir [2].

Küresel jeotermal ittifak ve takip ettikleri

2015 yılında, IRENA’nın bayrağı altında otuzdan fazla ülke, endüstri lideri ve kalkınma bankaları arasında kurulan Global Jeotermal İttifak, 2030 yıllarında jeotermal enerji üretimi için küresel kurulu güçte %500 artış ve jeotermal ısıtmada %200 artış sağlayacağını öngörüyor. Uluslararası olarak jeotermal açıdan zengin birçok ülke hızlı bir şekilde hareket ediyor, diğerleri ise kaynaklarını geliştirmeye yardım ediyor.

Tüm ülkelerden Amerika’nın hala en çok kurulu jeotermal kapasiteye sahip olduğu ve bunları Kenya, Endonezya ve diğer jeotermal kaynaklar açısından zengin ülkeler izlemektedir.

Genel olarak, 2016’da düzinelerce santral çevrimiçi hale getirildi ve Kenya’daki Olkaria parkı gibi birçok mevcut tesis genişletildi. Karayipler’de Montserrat ve Aziz Lucia gibi yerlerde tüm adaları sadece jeotermal için kullanma düşüncesindeler. British Columbia’da, terkedilmiş petrol kuyularından jeotermal enerji üretmek için cesur yeni bir hareket var. Kuzey Dakota Üniversitesi’nden bilim adamı Will Gosnold’un petrol yataklarından jeotermal enerjiyi nasıl üretebileceğini gösteren çalışmalarını takip edecekler.

2017 Uluslararası Jeotermal  görünümü  çok iyi ve jeotermal endüstri, uluslararası işbirliği, milli büyüme, yeni yatırımlar ve atılım teknolojisi gibi cesur yeni bir döneme giriyor. Jeotermal bürokratik işlemlerden kurtulup, teşvikler için rüzgar ve güneş ile eşlik edebilecek olursa, ufukta yeni ve daha parlak bir gelecek var. Jeotermalin başarısı yalnızca geliştiricilerin elinde değil topluluk düzeyinde ve eyalet ve federal hükümetlerin elinde. Bu cesur yeni bir dünya ve geleceği çok umut vericidir [3].

Kaynaklar

  1. GEA & Allie Nelson.
  2. 2016 Annual US Global Geothermal Power Production
  3. www.renewableenergyworld.com
  4. 2016 International Development Interim Report
  5. www.thinkgeoenergy.com

Şafak Baki AKAY

BİR CEVAP BIRAK

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.