Hüseyin Gökalp ile Röportaj

Hüseyin Gökalp ile Röportaj

0
PAYLAŞ

Hüseyin Gökalp 

Hüseyin Gökalp

                   

                        Solimpeks Satış Müdürü 2015

 

RÖPORTAJ

Esra Kuş: Fotovoltaik sistem ile diğer solar enerji sistemleri arasındaki farklar nelerdir?

Hüseyin Gökalp:

Fotovoltaik sistemler Einstein ile başlar, onun fotoelektrik teorisinden ortaya çıkar. Maddenin etrafındaki elektron hareketinden elektrik enerjisi üretilebileceği ve en azından bunların hareket ettiği fikri doğuyor. Dolayısıyla buradaki hareketi kullanıyoruz. Güneş enerjisinin mantığı budur. Teknolojisi yavaş ilerleyen sistemlerdir.

Fotovoltaik sistemlerde ise güneş enerjisi, elektriğe dönüştürülür. Son 10 yılda birçok gelişmeler oldu.

  1. Maliyetler çok düştü. Örneğin, 1970’ler de Watt başına 50 dolarlardan, 50 cente kadar bir düşüş yaşandı.
  2. Verimlilik alanında; %8’ lerde olan verimlilik %15’lere çıkmış durumda. Dünyada birkaç firma %19 verimliliğe ulaşabildi ama onlarında maliyetleri biraz yüksek.

 

Esra Kuş: Fotovoltaik modüler gündelik teknolojik aletlerin enerji ihtiyaçlarını karşılayabilir mi?

Hüseyin Gökalp:

Tabikide karşılayabilir. Bu tamamen elektrikle çalışma hesaplamalarıyla ilgili. Bu alanda üniversitelerde birçok çalışmalar yapılıyor. Şu anda çiftçiler için küçük kombi paketler var. Bunlar çiftçiler için buzdolapları ve aydınlatmaları çalıştırabilecek kompakt sistemler var. Bu sistemler sadece bir panel ve bir kutuyla, çiftçilerin günlük ihtiyaçlarını giderebilir.

 

Esra Kuş: Fotovoltaik teknoloji ile ilgili araştırmalarınız nelerdir?

Hüseyin Gökalp:

Fotovoltaik teknoloji ile ilgili bizim TÜBİTAK ile gerçekleştirdiğimiz birkaç projemiz var. Bu ARGE departmanımızda gerçekleşiyor. Projelerimizden bir tanesi, Avrupa 7. Çerceve projesi içerisinde yürütülüyor. Avrupa ve TÜBİTAK projelerimiz var. Bir de Solimpeks’in, hibrit panel dediği hücrelerin ısınmasından kaynaklı verim düşüşünü minimize etmeye çalışan sistem var. Normalde fotovoltaik paneller her bir derece sıcaklık için % 0,3 verim kaybına uğrar. Bizde hibrit panellerin arkasından su sirkülasyonu sağlayarak hücreleri soğutuyor ve panel verimliliğini bir yılda %20 arttırmayı hedefliyoruz. Bu proje aslında Uluslararası Enerji Ajansının bir projesiydi. Ama bunun ticarileşebilir halini sadece Solimpeks yaptı ve dergilere konu oldu.

 

Esra Kuş: PV-T hücreleri kullanılabilir miktarda enerji üretebilmeleri için nasıl yapılandırılırlar?

Hüseyin Gökalp:

PV-T panelleri normal bir PV den farklı olmayan standart ürünlerdir.250 Watt’lık PV -T panelle, 250 Watt’lık PV panel arasında hiçbir fark yoktur. Uygulamada PV-T panelleri ısınmadan daha az etkilendiği için daha fazla elektrik üretebilir. Sıcak su kullanımında evlerde destek üniteleri oluştu.

 

Esra Kuş: Şirketinizin bu sistemlerle ilgili büyük çapta yatırımları var mı?

Hüseyin Gökalp:

Biz büyük çapta, 2,5 milyon € PV modül üretim hattı yatırımı yaptık. Ardından 1 sene sonra hücre yatırımı yaptık ki bu Türkiye’deki ilk yatırım. Bu yatırımımız 8 milyon dolarlık bir yatırım oldu. Türkiye’deki ilk hücre üretimi gerçekleştirildi. Hücre, modülün temel maddesidir. Maliyetin %60’ı hücredir. Teknolojik kısmı odur. Bunun dışında yurt dışında pazarımızı genişletmek için İspanya’da, Almanya’da, Avusturalya’da şirketler kurduk. Kenya’da fabrika kurduk. Yurtdışında bu şekilde yatırımlarımız söz konusu.

 

Esra Kuş: Fotovoltaik sistem ekipmanları ve kurulumları için endüstri standartları nelerdir?

Hüseyin Gökalp:

Endüstriyel standartlarda, dünyada genel geçer sertifikalar var. Bunlardan birisi IEC diğeri CE sertifikası. Bunlar Avrupa ve dünyada genel geçer. Standartlar CE hariç, Amerika onun yerine UA sertifikasını tercih ediyor. Kendi pazarını korumak için. Bunun dışında Türkiye’de Türk Standartları Enstitüsü bir çalışma içerisinde ama şuan genel geçer olarak global sertifikalar ve standartlar kabul ediliyor.

 

Esra Kuş: Maksimum enerji eldesi için bir fotovoltaik dizi nasıl yönlendirilmelidir?

Hüseyin Gökalp:

Birincisi; bulunduğunuz lokasyonda paneli hangi yöne doğru kuracağınız çok önemli.

İkincisi; panelin açısı önemli. Türkiye’deki optimum açı ki bu açı NASA’dan alınabilir.

Üçüncüsü; fotovoltaikler sıcaklığı sevmediği için arazi ve konum seçiminde daha çok havanın soğuk olduğu yüksek mevkiler ve güneşli olan alanlar tercih edilmeli. Dördüncü olarak panel ve çatı arasında, eğer çatıya kuruyorsak minimum 10 cm boşluk oluşturulmalıdır ki hava sirkülasyonuyla fotovoltaikin ısınmasını minimize edilebilsin.

Soldan sağa: Eren Özoğlu, Hüseyin Gökalp, Esra Kuş

Esra Kuş: Solar insolasyon (güneşlendirme) ve solar irradasyon (parlama) arasındaki farklar nelerdir? Fotovoltaik sistemlerin kurulumunda açığa çıkan sorunlar nelerdir?

Hüseyin Gökalp:

Solar insolasyon, solar termal ürünler için çok önemli bir hadise. Çünkü ısı kaybının engellenebilmesi için irradasyon ile gelen ışığın panele girdikten sonra, orada maksimum zamanda kalmasını istiyoruz. İrradasyon ile ilgili bir mesele ise cam kullanımı ki burada düşük temperli camlar tercih edilir. Maksimum ışığı içeriye alabilmek için. İkincisi ise solar termallerde absorban dediğimiz güneş ışığını maksimum emebilme özelliği ki bu kaplama ile ilgili. Normal bir bakır %70 güneşi çekerken, titanyum kaplı bir bakır %91 güneş ışığını emebiliyor.

Kurulumlarında, kurulum yapacak kişinin bu konuda öncelikle yetkinliği çok önemli. Daha önceden dizayn yapıldıysa ve problem yoksa kurulum aşamasında can güvenliğine dikkat edilmesi gerekiyor. Kurulum kılavuzlarının doğru takip edilmesi gerekiyor. Ama şu bilinmesi gerekir ki fotovoltaik sistemler dünyanın en kolay kurulum yapabilen sistemleridir. Sadece kurulum yaparken dikkatli olunması gerekir.

 

Esra Kuş: Güneş enerji sistemlerinin maliyetini azaltmak için yaptığınız ARGE çalışmaları nelerdir?

Hüseyin Gökalp:

Sistemlerin maliyetini azaltmak için üniversitelerde yapılan çalışmalar var. IBM firması güneş enerji üzerine yatırımlar yapıyor. Bu firmaların ortak özelliği Solimpesk’te dahil olmak üzere hücre yoğunlaşmaları. Çünkü hücre dışında tüm materyaller doğada bulunabilen, fiyatları standarttır. Çalışmalarda odaklanma noktası, bir hücrenin maksimum üretebileceği elektriği nasıl alabiliriz? Bunun üzerine kafa yoruluyor. Şuan doğal yöntemlerle silisyum değilde başka bir madde kullanırsak verimliliği ne olur? Bunun üzerine yapılıyor. Bizimde çalışmalarımız da bu yönde devam ediyor.

 

Esra Kuş: Ülkemizde güneş enerji sistemlerini üreten birçok şirket olmasına rağmen, iç pazardaki satışların az olmasının nedenleri nelerdir?

Hüseyin Gökalp:

Birincisi Türkiye’de diğer devletlerde de olduğu gibi bu olay kontrollü bir şekilde ilerletilmek isteniyor. Zira hem bürokratik hem de büyük şirketler, güneş enerji sistemlerinin önü açıldığı takdirde Türkiye ithalat cenneti haline gelebilir. Petrol ve doğalgaz ithal ettiğimiz gibi panel ithal etmek zorunda kalırız. Çünkü yerli üreticilerin hem kapasiteleri yeterli değil, hem de deneyimleri yetersiz. Bu yüzden devlet bir miktar yavaş ilerliyor. Zira bunun için üç dört yıllık bir zaman var. Bu zaman zarfında yerli üreticiler kapasitelerini genişletsin, piyasadaki bilgi birikimi artsın. Bu daha önce İtalya, İspanya ve Fransa’da da böyle yapıldı. Fransa’nın şebeke alt yapısında büyük sorunlar vardı. Bu süre zarfında alt yapı sorunlarını giderdiler. Bu alt yapı sorunu Türkiye’de de var. Türkiye’de bu sorunlar sekronize bir şekilde halledilirse birkaç yıl içerisinde güneş enerjisi sektörünün önü açılacaktır.

 Röportajı yapanlar: Berk Ersoy, Esra Kuş, Eren Özoğlu

BİR CEVAP BIRAK

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.