Son çalışmalar yeşil hidrojen ticaretinde oku sadece düşük emisyon hedefinde tutmanın yanlış olduğunu gösteriyor. Yeşil hidrojen ekonomisini sürdürülebilir kılabilmek için teknolojik gelişmeleri, ekonomik rekabet gücünü ve sosyal sorumluluğu garanti altına alan politikalar ile harmanlayarak sunmamız gerekiyor.
Sıvı organik hidrojen taşıyıcıları (LOHC) tabanına sahip taşıma rotalarını ve H2 üretim konumlarının farklı konfigürasyonlarını analiz eden ekip mükemmel bir senaryonun olmadığını ifade ediyor. Hidrojen özellikle çok yönlü kullanımı ve farklı sektörlerde uygulanabilme potansiyeli sayesinde bizim için önemli bir alternatif enerji kaynağı. H2’ye olan küresel talep 2025 yılında %30’luk bir artış göstererek 100 milyon tona ulaştı.1 Bu talebe rağmen düşük emisyonlu H2 hâlâ toplam üretimin %1’inden azını oluşturmakta ancak önümüzdeki yıllarda yeşil hidrojene olan talebin artışı beklenmektedir.2,3
Hidrojen aşırı hafif bir gaz olduğu için büyük bir hacim kaplıyor bundan ötürü de hidrojenin tedarik zincirlerinin en büyük zorluklarından birinin hidrojenin nasıl taşınacağı ve depolanacağı oluyor. Hidrojeni daha kolay taşıyabilmek için geliştirilmiş bir yöntem olan LOHC yönteminde ise geleneksel yağlara benzer sıvılar basit reaksiyonlar sayesinde H2’nin yapısına katılır. Bu yöntem sayesinde H2 , mevcut petrol ve doğalgaz altyapısı kullanılarak taşınılabilmektedir. Taşınan H2 varış noktasına ulaştığında ise H2 taşıyıcıdan geri salınır. Bu yönteme yakın gelecekte sık sık başvurulacağını söylemek mümkündür.2,3

Bu taşınma sürecinde gözden kaçan bir yer var: Sadece ekonomik boyutlara öncelik verilmesi. Görünen şu ki yeşil hidrojenin üretimi ve geri salınması süreçlerinin daha verimli hâle getirilmesi hâlâ önem gerektiriyor ancak şu üç boyutun (sosyal, çevresel ve ekonomik) tamamında birden kusursuz faydalar sağlayan ne yazık ki kusursuz bir senaryo bulunmuyor. Taşınma sürecindeki tedarik zinciri boyunca sadece ekonomik yöne odaklanılmamalı, bu üç boyutun dengesi korunmalıdır. Mesela, yeşil hidrojen üreten ülkelerin sosyal veya politik şartları aynı değil; bu yüzden karşılaşabileceğimiz sosyal riskler de ülkeden ülkeye değişiyor.2

Hepimiz sürdürülebilir bir gelecek istiyoruz ama bunun yanı sıra etik bir gelecek de istiyorsak, emisyon içermeyen üretim yöntemlerinde sadece ekonomik olarak elimize geçecek getiriye odaklanmamalıyız. Bahsettiğimiz koridorları yaparken bulunan bölgenin jeopolitik yapısını ve sosyal etkilerini de göze almalıyız.
Kaynaklar
- International Energy Agency. (2026). Global hydrogen review 2026.
- Rey, I., Rigamonti, L., Barrio, V. L., & Agirre, I. (2026). Sustainability assessment of international LOHC-based hydrogen supply chains: integration of social into environmental and techno-economic perspectives. Chemical Engineering Journal, 178425.
- Samkharadze, I. (2023). The regional energy and climate governance: prospects for energy community contracting parties in the Aftermath of the European Green Deal. Journal for European Environmental & Planning Law, 20(3-4), 236-259.
