Küresel ekonominin temelini oluşturan fosil yakıtların olumsuz etkilerinin derinden hissedilmesi, insanlığı yenilenebilir enerji kaynaklarına yönlendirmiştir. Bu dönüşüme Ashraf ve Sagheer’in derledikleri veriler ışığında bakılırsa 2023 yılında yenilenebilir enerji kapasitesi %50 değeri ile yüksek bir artış göstermiş fakat ne yazık ki yakalanan ivmenin yetersiz olduğu belirlenmiştir. Ulaşılması amaçlanan 2030 hedefi için bu hızın 3 kata çıkarılması gerekmektedir.1 Bu noktada Çin’in yürürlüğe soktuğu Tedarik Zinciri İnovasyon ve Uygulama Pilot Programı (Supply Chain Digitization Pilot Policy: SCDPP), süreci önemli bir noktaya taşıma potansiyeline sahiptir.
Yenilenebilir enerji konusunda önemli bir yere sahip olan yenilenebilir enerji teknolojik inovasyonu (renewable energy technological innovation: RETI), geliştirilen yeni cihaz ve parçaların üretilmesinde büyük bir öneme sahiptir ancak bu alanın eksikliklerini tamamlayan bir niteliğe sahip olan tedarik zincirinin dijitalleşmesi (supply chain digitalization: SCD), sanılandan daha az önem görmektedir. Bu açığı kapatmayı hedefleyen Çin, yeni bir tedarik zinciri fikrinin geliştiricisi ve deney alanı olarak ön plana çıkmaktadır. RETI’nin lojistik senkronizasyon eksikliği, ticari süreçlerin uzunluğu ve parçalı tedarik zincirleri gibi eksikliklerini giderecek olan SCDPP; eş zamanlı bilgi akışının sağlanabilmesi, süreçlerin izlenebilirliğinin artırılması ve bu sayede firmalar arası bağların sıkılaşması ile dinamik ve sürdürülebilir bir ağ kurulmasını sağlamaktadır.
Feng ve ekibi, literatürdeki diğer çalışmaların aksine dijitalleşmenin nasıl ve hangi koşullarda gerçekleşebileceğine cevap bulmak amacıyla Çin’in uyguladığı SCDPP’yi deneysel olarak ele alıp 2011-2021 yıllarını baz alan kapsamlı ve detaylı bir metot izleyerek 276 adet şehrin verilerini işleme dahil etmiştir. Deneyde dijitalleşmiş şehirler ve dijitalleşmemiş şehirler olarak iki gruba bakılarak, yenilenebilir enerji patentlerinde herhangi bir artış olup olmadığı ölçülmektedir. Deney sonucu: Dijitalleşmiş şehirler RETI konusunda %8,6 oranında artış göstermiş ve dijitalleşmemiş şehirlerde bu oran yaklaşık olarak sıfırdır. Dijitalleşmemiş şehirlerde SCD’nin RETI’ye bir etki etmemesi ise iki senaryo ile açıklanmaktadır: altyapı eksikliğinin olması ve yönetimin çevre konularında baskı kurmaması. Bu iki eksiklik sebebiyle dijitalleşme, bu şehirlerde bir verim artışı meydana getirememiştir.
Oranın yüksek çıktığı şehirlerde ise SCD, etkisini şu üç mekanizma üzerinden gerçekleştirmektedir; devlet yönetimin teknik desteği, kaynak tahsis verimliliği ve piyasalaşma. Bu mekanizmaların işleyişinde dijital ikiz (digital twin, DT) teknolojisi önemli rol oynamaktadır; zira DT, fiziksel ve sanal dünyayı anlık veri akışı ile birbirine bağlayarak öngörülemeyen senaryoların bütüncül bir şekilde analiz etme imkanı sunmaktadır. İlk olarak, dijitalleşmenin getirdiği izlenebilirlik ve şeffaflık sayesinde hükümet hangi firmanın yeşil inovasyona katkı sunduğunu tespit ederek Ar-Ge sübvansiyonları ve vergi teşviklerini doğru hedeflere yönlendirilmesini sağlar. Bu duruma en somut örnek Suzhou’da bulunan “Dijital İkiz Endüstri Parkları”dır. Singh ve ekibine göre endüstriyel bölgelerin dijital ikizlerinin oluşturulması, hükümetin firmalara daha net ve hızlı hizmet sunmasını ve acil durumlarda gerekli yardımı yapabilmesini sağlamaktadır. Bu sistem sayesinde politika yapıcıların kamu kaynaklarını inovasyon odaklı firmalara yoğunlaştırması sağlanmaktadır.
İkinci mekanizma olan kaynak tahsis verimliliğinde ise dijital araçlar (blockchain, nesnelerin interneti, büyük veri analitiği, yapay zeka, DT vb.) tedarik zincirleri arasındaki bilgi akışını hızlanarak işlem maliyetlerini düşürmekte ve kaynak israfını önlemektedir. Otomatik veri akışı ve akıllı sözleşmeler sayesinde de boşa gitmeyen sermaye ve işgücü ile yenilenebilir enerji alanındaki yüksek riske sahip projeler yüksek verimlilikle gerçekleştirilebilmektedir.
Son mekanizma olan piyasalaşma ile SCD, yeni firmaların piyasaya girmesinin önündeki engelleri kaldırılmakta ve bilgi asimetrisinin önüne geçmektedir. Bu noktada DT, hızlı prototipleme imkanı sağlayarak ürünlerin pazara çıkış süresini en aza indirmektedir. Gerçek zamanlı talep tahminleri ve şeffaf fiyatlandırma ile firmaların tüketiciye uygun ürünler geliştirmesini sağlamaktadır. Enfokrasiye doğru evrilen bu sistem sayesinde, rekabet artışı kaçınılmaz olup firmaların piyasada tutunmaları için rant yerine inovasyona zorlanmaktadır.2,3

SCD, yenilenebilir enerji sektörüne sadece verimlilik katmayıp tüm endüstriyel sektörü birbirine bağlayan piyasa şekillendirici bir altyapı olarak tanımlanabilmektedir. RETI’yi artırmada en büyük yarar, rekabeti güçlendiren ve piyasayı iyileştiren piyasalaşma mekanizmasından görülmektedir ancak bu tek başına yetmeyip dijital altyapı, yerel yönetişim kapasitesi ve çevresel konularda sıkı bir denetim ile desteklenmelidir. Ayrıca kamu otoritelerinin bu sisteme karşı firmaları teşvik etmesi ve firma yöneticilerinin de bu durumu avantaja çevirerek mutual bir kazanç ortamı kurulması gerekmektedir. Bu sistem ülkelerde yer edindikten sonra gelecekte dijital okuryazarlık ve tedarik zinciri dayanıklılığı gibi parametreler denkleme dahil edilerek dijitalleşme yenilenebilir enerji sektörünün dönüşümünde çok daha kritik bir rol oynayacağı öngörülmektedir.3
Kaynaklar
- Ashraf, A., & Sagheer, M. (2025). Renewable energy capacity and technological innovations: A review of global trends and future directions. Environmental Progress & Sustainable Energy, 44(6), e70071.
- Singh, M., Fuenmayor, E., Hinchy, E. P., Qiao, Y., Murray, N., & Devine, D. (2021). Digital twin: Origin to future. Applied System Innovation, 4(2), 36.
- Feng, L., Hu, J., Wu, K., Irfan, M., & Wei, X. (2025). Digitizing Supply Chains to Boost Renewable Energy Technological Innovation. Renewable Energy, 125153.
