Prof.Dr. Tanay Sıdkı UYAR ile Röportaj

Prof.Dr. Tanay Sıdkı UYAR ile Röportaj

1
PAYLAŞ
tanay sıdkı uyar_profil
Prof.Dr. Tanay Sıdkı UYAR

Boğaziçi Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümünü bitirdi. Yüksek lisansını Boğaziçi Üniversitesi Nükleer Mühendislik Bölümü’nde ve doktorasını Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Fakültesi’nde tamamladı. Kocaeli Üniversitesi’nde Yardımcı Doçent ve Marmara Üniversitesi’nde yenilenebilir enerji konusunda Doçent oldu. Halen Marmara Üniversitesi’nde yenilenebilir enerji Profesörü olarak Enerji Ana Bilim Dalı Başkanlığı görevini yürütmektedir.

EUROSOLAR (Avrupa Yenilenebilir Enerji Birliği) Mütevelli Heyeti üyesi ve Türkiye Bölümü Başkanı, WWEA (Dünya Rüzgâr Enerji Birliği) Başkan Yardımcısı, WBA (Dünya Biyoenerji Birliği) Yönetim Kurulu Üyesi, INES (Küresel Sorumluluk için Mühendis ve Bilim İnsanları Uluslararası Ağı) Yönetim Kurulu Üyesi, Türkiye Çevre Platformu ve Temiz Enerji Platformları Koordinatörü ve BSNN (Karadeniz Gönüllü Çevre Kuruluşları Ağı) Yönetim Kurulu Başkanıdır.

2011 yılından itibaren, her yıl EUROSOLAR Türkiye tarafından İstanbul’da düzenlenen, Uluslararası % 100 Yenilenebilir Enerji Mümkün Konferanslarının Konferans Başkanlığını yürütmektedir. Ayrıca Kocaeli Üniversitesi Yeni ve Yenilenebilir Enerji Kaynak ve Teknolojileri Araştırma Birimi, TÜBİTAK ve Atatürk Kültür Merkezi gibi kurumlarda çalışmış ve sayısız sempozyuma başkanlık etmiştir.

tanay sıdkı uyar


RÖPORTAJ

Mehmet Ali: Öncelikle benim kişisel bir sorum var, Boğaziçi elektrik bölümünde okumuşsunuz sonra nükleer üzerine yüksek lisans yapmışsınız doktoranızı ise kömür üzerine yapmışsınız 3 farklı alanda eğitim görmüş olmanızın sebebi ne idi?

Tanay Sıdkı Uyar:

Benim tercihim olan bir şey değildi mezun olduğumda ne yapacağımı düşünüyordum bir yandan da askerlik ile yüksek lisans arasında gidip geliyordum ve bir fırsat çıktı karşıma benim mezun olduğum sene Türkiye Elektrik Kurumunda nükleer enerji dairesi kurulmuştu çünkü İsveç’te bir referandum oldu biz nükleer istemiyoruz sonucu çıkınca Türkiye ye kredi şansı doğdu. Çünkü bir ülkede çöp haline gelen bir şey başka ülkelere kredi şansı doğuruyor. Türkiye de almış bu krediyi ve nükleer enerji dairesinin kurulmasında kullanmış ve bende o sırada diplomalı bir elektrik mühendisiyim yüksek lisans fırsatımı orda kullandım. Sonra o bitti askere gittim zaten o sıralarda nükleer dünyada bitti ‘73-‘78 yılları arasında petrol krizinden sonra nükleer silah malzemesi üretim tesislerinin sahipleri üretilen silahlardan arta kalan atık ısıyla bütün dünyanın enerjisinin sağlanabileceğini söylediler. Bunu da herkes kabul etti. ‘73-‘78 yılları arasında mevcut nükleer santraller kuruldu. Bu atık ısıyı Amerika ve Fransa elektrik için kullandı, Rusya ise merkezi ısıtmada kullandı ama atık ısı yani reaksiyonda üretilen plütonyumdan arta kalan ısı. Yaklaşık 80 bin atom başlığı üretildi. Amerika, Rusya, Fransa, Almanya silah malzemesi üreten ülkeler yani enerji için değil silah için kullanıldı bu santraller ve makinaları. Sonra ‘78’de bitti bende işsiz kalınca TÜBİTAK’a girdim tam o yıllarda ’80 yılında enerjinin etkin kullanımı ve yenilenebilir enerji çalışması başlatmıştı bir hocamız, aslında bu hocamız tam zamanında çözüme başlamış. Onlar makina mühendisleriydi bende elektrik mühendisiydim. Güneş pilleri ve rüzgâr türbinleri alanında çalışmaya başladım bir yandan da orda kömür çalışmaları vardı akışkan yatak çalışmaları bende orda çalışmalara katıldım, kömür yakıldığında 1980’e kadar 5 milyon kişi kanser oluyor Amerika’da. Sadece kömür santrallerinden her yıl 25-30 bin kişi kanser olmuş demek oluyor bu ve Kaliforniya temiz enerji kanunu çıkartıyor ve rüzgâr türbinleri kuranlar ve çalıştıranlar vergi indirimi getiriyor yaparsanız size şu kadar destek olurum diye bunlar 1980 yılında gerçekleşiyor. Bu nedenle Danimarka’dan ve Hollanda’dan Amerika’ya her gün 4 tane rüzgâr türbini satılmaya başlanıyor, 15 bin tane rüzgâr türbini satılıyor. 15 bin tane rüzgâr türbini 1milyonluk Kaliforniya’nın o zamandan beri elektriğini sağlıyor. Fakat bu arda akışkan yatak dediğimiz kömür yakarken akışkan yatakta yakıp içine kireç taşı konularak kükürdü alıp daha az insan ölsün diye temiz kömür teknolojileri var bendede alt yapı olduğu için doktoramı orda yaptım. Kömürde ‘90’da bitti fakat KYTO protokolü başladı daha sonrada yenilenebilir enerji profesörü oldum.

 

Mehmet Ali: Nükleer enerji herhangi bir ülkenin ihtiyacından dolayımı yoksa teknolojik bir gelişme olduğundan dolayımı enerji piyasasına girmiştir?

Tanay Sıdkı Uyar:

Rüzgâr santralleri en ucuz olduğu için, Amerika yenilenebilir enerji devrimini 17 Eylül 2013 tarihinde açıkladı, 4 tane teknolojiden bahsediyor bu devrimle;

  • Elektrikli otomobiller en ucuz onlar petrol artık kullanmıyoruz diyor,
  • İkincisi LED ampuller
  • Üçüncüsü rüzgâr türbinlerinden elektrik üretimi 14 kuruş kW/s düştü maliyeti
  • Dördüncüsü de güneş pilleri çatılara koyulan. Burada da 800$’a düştü 1 kW/s i nükleer santralde 1kW elektrik 4000 $.

Mehmet Ali: Nükleer enerjiyi sadece yakıt olarak düşünmek ne kadar doğru? Caydırıcı güç olarak kullanmak mümkün mü?

Tanay Sıdkı Uyar:

Savaştan yana olanlar yapsınlar ama ben savaştan yana değilim, kimse ölmesin kimse kabadayılık yapmasın. Ahlaki olarak silah malzemesi için yapılan bir şeyi kullanmamak lazım hani benim bombam olsun da başkasına atayım mantığı yanlış petrol için 1 milyon kişi ölüyor savaş insani bir şey değil. Kimsenin bu enerjiyi silah olarak kullanması taraftarı değilim zaten yıllarca ve binlerce ürettiler yeterince ürettiklerini düşündüğü içinde kapatmaya başladılar santrallerini. Biz ne yapacağız Ermenistan’daki nükleer santral ya da Bulgaristan’daki nükleer santral patlarsa ben öleceksem benimki patlasın onlar ölsün mantığıyla bu işi iyice düşünmeden yapmayacağız. Yani siz yapmayacaksınız biz yaşlandık artık.

Rabia Sezgin: Dünya nükleer enerjiden vazgeçiyor mu? Vazgeçiyorsa biz niye kurmaya çalışıyoruz?

Tanay Sıdkı Uyar:

Vazgeçtiğini söyledim 30 yıldır Amerika da dâhil kurulmuyor, şu anda atıklar depolanacak ama yer aranıyor Almanya Hindistan’da arıyor, Amerika ve Fransa Türkiye de depolamaya çalışıyorlar meclisten de geçti diğer Avrupa devletleri de İran da depolamaya çalışıyor. Şu anda santral kurulmuyor atıklar depolanmaya çalışılıyor.

Rabia Sezgin: Peki biz bunu bildiğimiz halde niye karşı çıkmıyoruz ya da çıkamıyoruz?

Tanay Sıdkı Uyar:

Kim biliyor, bana sorduğunuza göre bilmiyorsunuz herhalde. (gülümser bir tavırla) Aslında bunlar gizli bunları sadece büyüklerimiz bilirler isterse söylerler isterlerse söylemezler. Yani siz biliyorsunuz ben biliyorum ama o büyükler biliyor mu onu bilmiyorum. Yani dünyanın vazgeçtiği bir şeyin çöpü niye alınır evde ne zaman çöp olur bir şeyler yapıldığı yemek veya başka malzemeler kullanılmadığı zaman değil mi peki siz yemek yapacakmış gibi yapıp ama yapmayıp komşularınızın çöpünü alırsanız böyle yapabilirsiniz. Bilmem açık anlatabildim mi?

 

Rabia: Ömrü biten santralleri kapatmak neden çok pahalı?

Tanay Sıdkı Uyar:

İngiltere başbakanı hesaplattı benim arkadaşlarımda görev aldı 16 tane üniteyi kapatmak için 91 milyar sterlin gerekiyor yanı yaklaşık olarak 1 tane ünitenin kapatılması 10 milyar dolara denk geliyor. Sinop’ta kaç tane ünite var 4 tane kaza olmadığı takdirde Sinop’un kapatılması 40 milyar dolar. Radyoaktif bir şey olması ve saçma sapan sebeplerden dolayı kurulan bir şeyin kapatılması da bu yüzden bu kadar pahalı oluyor. Üstelik kapatmakla da bitmiyor atıkların yok olması 500 yıl alıyor. İleride bununla ilgili meslekler bile çıkar radyoaktif atık bekçisi gibi.

 

Rabia Sezgin: %100 yenilenebilir enerji mümkün müdür?

Tanay Sıdkı Uyar:

Mümkündür tabii ki. Neden mümkün güneş gibi hiç bitmeyen bir enerji kaynağı var her sabah doğuyor ve bizden hiç bir bedel istemiyor bunu iyi kullanmak istersek güneş pilleri ve panelleri var bunu depolayıp dağıtabiliriz, güneşin ısıttığı yerdeki hava ısındığı için yükseliyor ve hareket kazanıyor hareket halindeki havanın sahip olduğu kinetik enerjiye de rüzgâr diyoruz ve rüzgâr türbinleriyle rüzgârdan da enerji üretebiliyoruz. Birde jeotermal var yerin altı zaten sıcak diğer ülkelerin bazılarında 4km yerin altına inmek gerekebiliyor ama Türkiye de 500 m yerin altına inildiğinde bile 5 milyon kişiyi hemen ısıtabilecek potansiyele sahipken doğalgaz anlaşmaları imzalanıyor buda bir diğer yanlıştır. Ayrıca bitkiler var fotosentezle karbondioksiti alıp oksijeni dışarı veriyorlar ve kimyasal olarak depoluyorlar güneş enerjisini.

Dünyanın en çok yenilenebilir enerji kaynağı bizde olmasına rağmen ve ayrıca böyle bir teknolojiyi satın almak bile diğerlerinden daha ucuzken kullanmamak bizim sorunumuz.

Şimdi bu noktada gerekli olan 3 önemli şey var; 1.si kaynak zaten elimizde, 2 teknoloji yoksa bile bir rüzgâr panelinin kurulumu Nükleer santralin 3’te biri kadar ucuz ve en önemlisi bunu kuracak ve ülkeye yarar sağlayacak siyaset adamaları gerek işte burada biraz sorun yaşıyoruz. Ama bunu beklemek zorunda mıyız hayır teknoloji de en ucuzu rüzgâr ve güneş dedi gidip satın alabiliriz ancak karar vericilerin çözümden yana olmalı ama terkedilmiş ve geçmişin bilgileriyle plan yapıyor karar vericinin geleceğe yatırım yapması gerekiyor.

 

Tunahan Sönmez: Söylediğiniz enerji kaynaklarından (Jeotermal-Rüzgâr-Güneş) Türkiye için en verimli ve en uygunu hangisidir?

Tanay Sıdkı Uyar:

Enerjide çözümde yapılması gereken, en az enerji tüketip en çok verim almak. Bu konuda her şeyi birbiriyle bağlantılı iç içe kullanmak önemli Almanya’da 3 Ekim 2013 tarihinden itibaren çatı güneş pilleri ve rüzgâr türbinleri bütün Almanya’nın elektriğinin %60’ını karşılıyor gün içerisinde toplanan enerjiyle birlikte ancak gece güneş enerjisinden yararlanamadığımız için depolama sistemleri ve akıllı şebeke kullanılması gerekiyor. Jeotermalse apayrı bir şey kendisi zaten %100 verimle çalışıyor aşağıda zaten kaynak var gecesi gündüzü yok akıllı kullanıldığı zaman belirli bir ısı ve enerji ihtiyacını karşılıyor zaten.

Tunahan Sönmez: İstanbul’da açık alan azlığı olduğu için santral kurulumunda sorun yaşanıyor ama yine de bunu yapmak isteyen insanlar zaten petrol doğalgaz gibi eski tip yakıtların kullanılmasını gerekçe göstererek yapmaktan vazgeçiyor. Bizim bu noktada yenilenebilir enerji için ne yapmamız gerek?

Tanay Sıdkı Uyar:

Sorundan yana değil çözümden yana olması gereken devlet büyükleri olacak 60 milyar dolar petrol parası veriyoruz. Bu parayla kurulacak rüzgâr santralleri ve alınacak güneş pilleriyle neredeyse enerji ihtiyacımızın yarısından fazlası karşılanabilecekken böyle anlaşmalar yapılırsa ilerleme kaydedemeyiz tabi ki. Ayrıca açık alan için sadece İstanbul’a değil ülkenin her yerine yapılan santrallerin akılla şebekeyle dağıtım yapması lazım. Ayrıca devlet diğer anlaşmalar yerine ağırlıklı yenilenebilir enerji konusunda çalışma başlatmalı.

Mehmet Ali İpek: KYTO protokolü hakkında ülkemiz gerekliliğini yerine getiriyor mu?

Tanay Sıdkı Uyar:

Hayır, getirmiyor ama getirmemesinin nedeni özel statüde olmamız ancak bu özel statüyü veren Avrupalı devletlerde işine geldikleri için kendi atıklarını ülkemizde depolayabilmek için ayni bir nevi ülkemizi çöp olarak kullanmak için izin veriyor bizde bunu algılayamıyoruz.

 

Röportajı yapanlar: Tunahan Sönmez, Rabia Şeyma Sezgin, Mehmet Ali İpek.

 

www.iuyek.com